Güya

Sordun   Twitter   Kim bu, kim?   


Bookmark and Share

Coldplay, son albumu Ghost Stories’ten ofişil videolarla gelmeye devam ederken bunyeme genel bir ergenlige donus yasatayim istedim. Bu zaman yolculugundaki ilk paragrafin diskografi seklinde olacagi rivayet ediliyor. Baslayalim. Is bu yaziyi “Parachutes” harikasini bastan sonra dinlerken yaziyorum. Muhtemeldir ki kalkip mutfaga falan gidecegim. Her on dakikada bir pencereden ta tepelere bakinacagim. Bunlari elli yahut daha fazla kere tekrar ettikten sonra gelip yazmaya devam edecegim. Tum bunlari “A Rush of Blood to the Head” harikasini da bastan sonra dinleyeyim diye yapiyorum. Daimi bilinmeyenler “X&Y” icin de uzatmalari cok rahat oynayabilirim. “Viva la Vida or Death and All His Friends” (klasik bir The Smiths sarki adi uzunlugunda ama insan yine de yazarken hayretler icinde kaliyor) icin yapabilecegim sey cok az. Yine de devam ederim, cunku isin ucunda kaybolup gidesi zamanin Sin42si olmanin gerektirdikleri var. “Mylo Xyloto” gibi bir sacmalik da var ki yuzune bakarsam ilk genclik cagindaki Siynem’e ayip olur. O ne dandik albumdu lan oyle? Dinleyen kulaklar inanamadi. Dinlemez olaydik dedi. Icinden ses gelen tum ekranlari izdirap icinde kapattigimi hatirliyorum. Keske coluga cocuga, imkanli asklara karismaz olaydiniz.

Son cumleden devam edecek olursak, Chris Martin kendisiyle ergenliginin tam girisinde karsilasmis genc dimaglar icin “BENLE EVLENSE OLUR ASLINDA” seklinde konusma balonunu dolduran biri. Kaldi ki bu adam size cok guzel sozler soyluyor. Kaldi ki ekrana ekrana yaklasip yakan bakislar(???) savuruyor. Kaldi ki, o zaman farkinda olmadigimiz ama sevdigimiz “bi deginisik ingilizceyi konusuyor”. Tabii evrim gecirmeden onceki halinden bahsediyorum. Bakin evrim gecirmeden once cok guzel “i miss you so” da derdi bu. Degisti megisti bir hallere girdi. Bu adam evlendiginde “eski sevgilinin yeni sevgilisini arastirma hali”yle tanisan bir gencligin dogdugu inkar edilemez bir gercek. Her dergide, her reklamda, her filmde Gwyneth Paltrow alginin en yogunuyla sectiginiz bir birey olarak karsiniza cikiyordu ve sadece Chris’i sizden almasiyla(???) da degil guzel sarkilarin kaynagini da kuruttugu icin zat-i alisine kizasiniz gelirdi. Hadi evlendi. Hadi cocuk yapti. Hadi tamam Rihanna’yla duet bile yapti. Bosandi tamam o da mantikli ama ara zamanlardaki bu kulaklari aglatan muzikal performans dusuklugunun kurtaricisi kesinlikle “yenilik guzeldir ananasini!!” fikri olmadi. Simdi Ghost Stroies icin sunu diyorum, ben bu adamlari ozlemisim. Boyle elektronik gelseler de zaten bir ozlem var. Bu ozlem sonucu yine de Mylo Xyloto sacmaligindan daha iyi bir seyle karsilastim. Dinledikce zoraki sevme durumu oluyor. Hic yoktan iyidir gibi aci bir yorumum da mevcut. Ilk uc album harikasina bakinca insan Coldplay’in su hallerine uzulmeden de edemiyor tabii. 

En nihayete true love diye dolanan sisman bir Chris Martin’le geliyorum. Bu muhabbetini ettigimiz album de pek olmamis dear Christopher Anthony John Martin. Yalniz seni bir kenara alalim. Dul ve cocuklu bir bey olsan da siddetle Turkiye’ye gelmeni bekliyoruz. Liseli olmayanin hatirlayacagi bir olay var. Iste o, ulkemiz topraklarina yeniden kazandirilir belki. Ibrahim Tatlises konserlerinde sahneye atlayip gobek atan kizlara selam olsun diye 22 yasindaki bir ergen sahneye atlayabilir. Gobek yerine kendisine engel olmaya calisan korumalara kafa atmaya calisabilir. Nasil olacaksa. Olmadi araya adam sokariz. Mubalaga ediyorum elbette Recai. Bakin ama lutfen adam gibi sarkilar yapmaya calisin. Ergenlik zamanlarimin hatrina okkali dilegim bir bu. 

— 1 notla 4 hafta önce
#coldplay  #true love  #ghost stories  #chris martin 
Hocam merhaba Nihat Hatipoglu hocam. Ben bi soru sorucam.

Aldim elime kitabi. Sunu diyor “Gök cisimlerin mekanigi. Her sey bir seyin etrafinda hic durmadan doner, insanin payina dusen sarhosluktur.” Pervane gibi. Ben bunu seviyorum. Peki uyku haplari simdi size geliyorum… Midesine bir bardak su yardimiyla gittiginiz insanlarin ayik kafasini tam tersiyle degistirmek disinda ne yapiyordunuz? Zat-i aliniz boyle issiz gucsuzken ben ne yapiyordum? Mevzuumu yasamaya calisiyordum. Orhan Veli’nin nerede, ne gun bitecegini “kim bilir?” seklinde sorguladigi o, öz hakiki mevzuuyu. Tercihen turizme acik kentlerin hayali yolcusu. Ek tercih yerlestirmeleriyle Nietzsche yokluguna dogru yol alan acayip ve sadece kendi icin bir matkustaja. Lisedeyken salondaki orta sehbanin etrafinda donerek dinlerdim. “OSEMELTA KAIKUVIVA KUULUTUKSE KUTSUNA YOTA PATO NONTASE!!!!1!!!” 

Gectigimiz hafta, 2010’da kayit asamasinin sivilce istilasina yol actigini twitter uzerinden belirttigim okuldan mezun oldum. Mezun asamasi da sasirtmayarak bunyede sivilce istilasina yol acti. Recai bilirsin, resmi olan her sey siddetle canimi sikiyordu. Sonra 4 yili gomup yeni bir gelecege sepsistemi ile yola ciktim. Yenlikci yolculugum Nietzsche yoklugunu hedef belledi. “Kabledilmistir!” denildi. Soyle yazildi: Insanlar titrer gocuklar. Disleriyle sevdigi muzikleri calmaya calisarak aciyi azaltalim diyebilirler. Nafile cabalardan kurtulmak icin -sivilce unusurundan kacilmaya calisilsa da- resmi tedaviye ihtiyac duyulur. Yine bir yaz gunu siz uzaniyorken doktorlar dizisi karsinizda oynamaktadir. Kaninizdaki enfeksiyona, karsi ataklar gonderilir. Bi sag krose bi sol krose. Hic affetmeden damar yoluyla bedene seffaf yuklenir. Guzel geleceklere kaldirdigim kadehe serum dolar. Kafami ote tarafa cevirir, “Hicbir dogru ya da yanlista ciddi olmamaya ihiyac var” derim. “Resmi” kayitlara gore gecmis yillara gulumserim ve Dunya’nin bir kismini kendimden kurtaririm. Makul, devam edelim.

Gunlerden cumartesi. Meteor dusmesi istegiyle yaklastigim evimde genel bir uyku hali mevcut. Siynem’i de uyutalim istegiyle kafa buluculugunuza siginiyorum uyku haplari. Uyusun bu. Uyudu galiba. Hişşşş. Bir dakika.

Bookmark and Share
— 2 ay önce
#uyku 
Güyaspor, Fransiz golcu futbolcu Kimö Le Kimkala’yi renklerine bagladi!

Kafam 70’lerde. Buna ragmen gelip bana hayali bir muzenin stratejik iletisimini, hedef kitlesini, mesajini falan soruyorlar. 50 dakikan var, otur yaz guzel kardesim diyorlar. Sonra Siynem niye bute kaliyor. Sonra Siynem niye giderayak sinavlara hic calismiyor. Bu kizin, ikokul 3. siniftan beri kanayan yarasi olan ingilizceye de artik calismasi gerekiyor. Felsefe bilgisinin yetersiz kaldigi bir olay aninda sunu da sorguluyor: “3. siniftan beri niye her sene ayni zamanlari ogrettiler lan bize?” Bir dil bir kil. Kil calismasi ev ekonomisi dersinin nadidesi, dil ise gelismislik mertebesi. Guzel, peki, guzel de ben isterdim ki tekrardan gecme faslinda edebiyati bulalim. Ingilizcesini degil. Mesela tekerleme seklinde soyledigim sav, sagu ve kosuk’u ilkokulda ogrendigimizi hatirlamiyorum. Sonra divan edebiyatina bir girseydik. Yuksek zumreligi batsin diyenler var, makul. Ancak vakti zamaninda elma meselesine kurban giden lisesondersanesindeki edebiyat hocam “ama onlari da sevin” derdi. Siynem sevmeye musait altyapisiyla onlari da sevdi. Ilkokul 3. sinifta bize bunu da ogretebilirlerdi.  -HEYECANLA- Bakin gocuklar bakin, yuksek zumre illeti adamlarimizin damarlarina islemis. Iktidardakini ovenlere altinlar girla. Lakin bazisina (ki bazisi sivri dilli kabul edilir) degil, Nesimi gibi. Dilleri anlasilir gelmez. Haliyle Turkce degil. Bazisi biraz Turkce, Fuzuli gibi. Padisaha ovgunun disinda soyut ask gondermeleri de esastir. Ancak bazisi somut asiktir, Nedim gibi. Bunlardan sonraki uzak gelecekte ise acayip eglenceli adamlar var. Bir diger yeni olusumun pek cogu da tumblr sairleri oldu. Iste siz onlari iyi bilirsiniz gocuklar. 

Aksi beklenirken feci koreltti bu egitim hayati Siynem’i. Su an dinledigi sarkiyi “ne sacmaymis lan bu?” diyerek degistirdi. Gecen 4 yili soyle bir dusundu. Ilk iki yil icin az sonraki kelimeleri kurtaricisi sayiyor “af mi edersiniz bilmiyorum ama mumkun mertebede sabahladim.” Aman ne guzel Siynem. Su an ne guzel. Devam edilsin. Bakin ben Sinem’dim, “Gunduzu kaciyorum, geceler bende” sahipleniciligini benimsedim. Bunun mantikli bir sonuca ulasmasi bekleniyor ancak pek bir sey olmadi; Okul yoluna genelde gec ciktim, kahvalti edemedim, zayiftim zayifladim. Kadikoy’le - annesinin ari kiligindaki oglun cocugunu salmasi zamanindan beri- ilgiliydim. Bir gun mevcut mekandaki eksik kelimeleri kelimelere kavusturmanin icap ettigine inandim. Neden yapilmasindi. Sevde’yle bulusup gencligimizin geciyor oldugu muhim noktalara uygun kelimeleri yazdik. Buradaydik. Sonradan degil en basindan beri. Kadikoy -affetmeyin lutfen- siz yokken bile zaten bizimdi.

Bunyem universite 2. sinifta da ilkinin uykusuzluguyla yarisir bir performans sergiledi. Sinavlara calismadi, ne buluyorsa dinledi. Paragrafinda bulundugum senenin ilkinden daha cok akilda kaldigini soyleyemem. Derslerde guzel cuvalladim, o akillarda. Geceleyin ise guzel guldum. Gec kaldim, gec kaldirdim. Giris gelisme ve sonuca karsi anarsik takildim. Simdi oldugum gibi. Herhalde altin vurusu 3. sinifla yaptiktan sonra yerin yedi kat altina inmeli ya da yerden yedi kat yukari cikmaliydim. Ancak yerle baglantimi kesmeme karari aldim. 19. senemin kisini da iyi hatirlarim. Ben hayatimda boyle guzel usumedim be gocuklar. Boyle guzel gripler olunmadi. Sakaysa hic komik degil, gercekse gercek. 3. sinif zamani, ozetle, herhangi bir James sarkisi gibiydi. Geneli genellikle guzelse, “sometimes“‘tandi.

Simdi kiymetli gozlerimizle soyle bir bakalim, bu anlattigim kiz universite hayatinin 4. sinifini da gomuyor (gomemezse burasi yeniden insa edilecektir). Toplumun buyuk cogunlugunun siddetle savundugu sarisinlik tezine “ben kucukken dislektim” diye katilan Sinem, daha dislek bir bebeyken nasil buyudu de bu hallere geldi akli almiyor. Buyumek meselesi sevdigi yerlerden bir sureligine gitmesini de gerektirebilir. Maybe kita degistirmeli. Mesela artik somut bir teklik yasayacak. Biraz daha uzun sureli ozgur olacak. Bilmedigi sehirleri de turlayacak. Hic affetmez ki huyu degil bilirim,  bir Kadikoy’u bir Cukurcuma’yi cok ozleyecek. Yukaridan ikaz geldi. Gelir, gelmesi mumkun. Soyle deniyor “Daraltmaya eli gitmesin bir daha: Istanbul’u komple…” Evet, oyle.

Bakmayin, aslinda bunlar hep istedigi seylerdi. Bakmayin insallah gider. Ay Agustos’a gelmeden sizinle de bir daha goruselim. Belli olmuyor cunku KİMÖ LE KİMKALA.

Bookmark and Share
— 3 ay önce
Bookmark and Share

Saat olmus 04:51, bana ne oluyor.

(Kaynak: Spotify)

— 3 ay önce
Evre Nina Namad Desi

Adeta netligi yapilmamis bir fotograf karesi. Ben yapamiyorum, oradan biliyorum. Baslik basimda dumanla haberlesme yogunlugumu arttirip basligi ve bir alt cumlesini aciklamaya girisiyorum: Anadolu cocugu Thales’le baslayan ana madde arayisi fotograf sanatcilarini da gorus bildirme kargasasina dahil etti. Ana madde bilmecesine birbirinden ayri iki yorum eklendi. Netligin yaratici tarafindan hakikaten hakikatli yapildigi yonundeki yoruma karsi, “simdi ama burada buyuk bir sikinti var hocam” diyen baska bir cikarim sunuldu. Hal boyle olunca da sonuca ulasilmasi icin ulke genelinde seferberlik ilan edildi. Aylak oldugu rivayet edilen bir adama siddet uygulamakla mesgul terziler de dayak atma eylemini bitirir bitirmez cumhuriyetimizce ilan edilen “terzi seferberiyeti”ne tesrif etmek mecburiyetindeydi. Oyle de oldu. Iki ayri takim formasi diktirilerek fikirlerinin canim savunuculari yaris ati kivamina sokuldu. Rakip takimla birebir eslesmeler ayarlandi. Agizda kasikla yumurta tasima, ip cekme, cuvalla oradan buraya kosma, sandalye kapmaca gibi gecmis zamanin oyunlari oynandi. Yarisma sonuncunda fikrin kazanani konusunda kesin bir sonuca varamamanin derin uzuntusunu yasayan ilim irfan ekibi, huznu fotograf kareleriyle yansitmaya calisti.

image

Af mi edersiniz bilmiyorum ama evrenin ana maddesi zaten hali hazira getirilmis ve play tusuna basilmis bir sekilde mi? Biz, burada var olanlarina yeni yorumlar mi uyduruyoruz? O amca napiyor orada ulan? Sanatimiz allah vergisi bir fluluga mi sahip? Turgut Uyar’dan bile soguttu beni bu sanallik. Allah vergisi olan sey “Kacak yasama yergisi” de olabilirdi yoksa. Allah vermis cunku. Bu reellik ise dozunda ve sahane.

Fotograf oncesi paragraftaki hikayeye donersek; bir sure sonra fotografcilarin buyuk bir kismi, belediye otobusleriyle soyut duraklara yolculuk yapma hevesinden siyrildi ve bir adet deklansor ile bes duyu organindan muhim sayilabilecek cogunluguna erismenin mutlulugunu yasadi. 

 

Bookmark and Share
— 4 ay önce
Salvador yodalice özgürlük marşı

Bir sure gorusemedik. O ara ulke daha bir rezil oldu. Bir tik daha buyuttuler beni. Okulu falan bitirmeme baksaniza, 2 ay kaldi. Sonrasinda tahminler, cikilan her yolda Nietzsche’nin -tirnak ucu kadar- onculuk yapacagi yonunde. Fazlasi sasirtabilir diye maybe. Sasirtipa tip benzerliklere cereyan eder diye maybe.

Bir ufak ilk genclik cagi anisi tuluata basladi Siyem’de. Yer: Yeniden yaban eller. Denize cok yakinim. Uzan, bastir, cek tarzi yuzmeyi henuz bilmiyorum. Maybe hala bilmiyorum. Karsimda cok guzel bir isiklik var. Konusuluyor konusuluyor. Bizde hata yok, yanlis yetistirildik. Sucladilar. Yani bunu derken, kendi hatalariyla fark ettirmeden bizi sucladilar demek istiyorum. Muge Anli’yim. Televizyondan ekranlari basindaki savin sevircilere dogru teskilatin gorunmez jopuyla “durun bu olayi ben cozucem” mesaji veren gozlerimi kisiyorum. Dogru kelimeleri boyle cilgin bir dedektifcilikle buluyorum galiba da cikarken ses bi degisiyor sanki. Her seyi kapsar isareti birazdan. Saga dogru egdim basimi. Tum gelecegin, gecmisin gozlerimden cikmasina izin verdim. Bir ilkokul laf yapistirmasi olarak (“dalga denizde olur olm :p” “koydum muuu??? xD”), denizde olan dalgayla, sadece denizde olmasinin tum insan iliskileri ve evren duzenliligi icin onemli oldugunun konusmasini yaptim. Burada muzikselligi de var, dunya donusune katkisi da. Benim dunya donusum: agclr kslmsn,bris olsn hryrd, hyvnlr oldrulmsn!!! Degildi elbette. Benim dunya donusum; bilim insanlarinin dogru duzgun bir isim koymaya usendigi gezegenleri de bosluklarima yerlestirmekti. Samimiyet dozu, inceden inceye damarlara yayilinca dandik isimleri icin ozur dileme konusu da acilabilir.

HA?

MAYBE?

Bookmark and Share
— 5 ay önce
Bookmark and Share

Uzun oldu gittim. Bir vakte yeniden gelecegim ama.

— 6 ay önce
#athena  #tamzamanisimdi 
Isitme testi butonuyla guc sizin elinizde!

Sizin icin onceden her yerine dinamit doldurulmus dunyayi patlatabilirsiniz o esnada. Butonun boyle bir galeyana getirici gucu var. Konumuz bu degil ama. Sesler bir zaman sonra yeniden dirilir. Konu bu. Dirilebilir. Mumkun mu Siynem? Bir alt paragrafta buna deginecegim.

Her seyi basa aldigimizda, isitme testinden gectigim yil 2013’tu. Bipli sesleri duydukca elimdeki butona bastim. Sag kulaktan basladi. Sag kulaga sessiz sayilacak sesten sesliligi sesli kelimesiyle rahat bir sekilde kullanilan sese kadar verilen bipler bitirildi ve sol kulaga verildi. Sonra hic affetmeden bi saga bi sola verildi ses. Ben butona gelisiguzel bastim. Doktor “Bir seyin yok, sakiz cigne” dedi. 2013 model modern tibbin da caresiz kaldigi anlar vardi.

30 Ocak 2014’te isitme testinin “sakiz cigne sakiz, iyi gelir”li recetesini coktan unutmus bir siynem olarak rutin muzik dinleme seanslarimi gerceklestiriyordum. Yatagimin basinda duran sakiz duzinesinin icinden bir tane aldim. 2058 numarali falim ayeti soyle buyuruyordu: Cizer resim karakalem, hayran ona cumle alem. Kacirmamak icin seni, almis bir dizi onlem. Dizi, dizge, dizim, dizimsel… Medya Arastirmalari dersinin butune beyinsel selam caktim ve sinavi atlatmis bir keyif kepengiyken Thom York’un agacli magacli olan sarkisini hatirladim. Saygili bilincaltim da hatirlama isleminin bitisini bekledikten sonra soyle seslendi: Thom Yorke’un 1960’lardaki sesini duymak mumkun mu Siynem? Peki, bir alt paragrafta buna da deginecegim.

Mumkun. Bob Markley, Thom Yorke’un 60’li yillardaki sesi oldugunu -simdilik bir sarkilik- kulaklar onune seriyor. I won’t hurt you’nun alt yapisi tamamen Radiohead’e ait sekliyle hayal edilirse bu hayalimiz verimliligini sunar, torpil yapar ve yaninda hemen baska bir hayali de getirir: “Thom Yorke “iwonthurtyouiwonthurtyouiwonthurtyou” kisminda cildiriyor.” Evet gocuklar, cok nadide oluyor bence boyle. An itibariyla nasil guzel keyif kepengiyim, kapaniyorum. Deymeyin. 

Bookmark and Share
— 1 notla 7 ay önce
#bob markley  #the west coast pop art experimental band  #radiohead  #thom yorke 
08.08.2017 Sali 19:45 civari burada oturuyor olacagim. Mevcut tarihe kadar mevcut mekanin kapanmamasi ve is yerimin izin konusunda sikinti cikarmamasi onemle rica olunur.
Bookmark and Share

08.08.2017 Sali 19:45 civari burada oturuyor olacagim. Mevcut tarihe kadar mevcut mekanin kapanmamasi ve is yerimin izin konusunda sikinti cikarmamasi onemle rica olunur.

— 9 ay önce
Hakimden onayli, temiz, 2013 model: Ozet gecilmistir!

Bir suredir guya tabirlemesiz hayat surdum. Sabahtan beri de uc tabak corba ictim, ekmeksiz. Yirmi bir yasinda, pasta da bulamamisti. Bu sistem bir garip gocuklar. Anlayana ask falan oluyor. Ben siddetle anlamiyorum. Sonuc olarak, yirmilik dis dikisi “aclikla imtihanlidir benim bunyem” diyen Siynem’i lal birakti. Ah ama. O da en guzel sisede dururdu.

Gectigimiz bir aydan fazla olan ayda staj falan yaptim. 11 senedir kendimi bir yerden bir yere goturmemi saglayan toplu tasimalarin her bir duragina ayak izimi biraktim. "Siynem was here gocuklar, Siynem was here". Metrobus’un sizofren, sessiz, cok sesli, kendine hayirsiz, kendine evetli insanlariyla Bogaz Koprusu’nden gecerken Harbiye’ye gidislerimde kulagimda calmasina alisik oldugum “You hand in mine”i kafadan ilerlettim. Durdurmus da degildim. Saat 9 gibi oldu, hayallerini kurdugum bir kapidan gecip ikinci katta bulunan masama dogru ilerledim. Bana eslik etmek istiyorsaniz, orasi tam olarak burasiydi:

image

Stajimi tamamiyle bitirip ajanstan ayrildigim gunden sonra hicbir zaman duz gitmeyen okul yoluna attim kendimi. O da bir ulasim araclari dunyasi. Bi’ bitmiyor. Bitsin de istemiyor olabilir Siynem. Binmedigi ulasim araci ise pek kalmadi bizce. Kaldi. Aramaya siddetle inaniyorsam, birgun sunu diyecek kadar garip dunyali olmaktan korkuyorum: “Merhaba, Sinem ben. Reklamciyim ve hicbir seyim. Hayattaki tek idealim en ilkelinden en modernine bu dunyadaki tum ulasim araclarina bir yolculuk boyu kicimi koymak.” Mekong nehrinin korkutmayan ic kisimlarinda, el yapimi agactan bir kanoyla yolculuk yapacakken kano sahibine buyuk bir ciddiyetle bu sekilde tanitsam kendimi, icten attigim kahkamla 2013 Ekim’inde ustumden bir turlu atamadigim gribim aniden gecerdi.

Bitmek bilmeyen son cumleyle tekrar zamanimiza donuyoruz. Ben, ben ve recai. Hasmet, oteki ve kardesi beriki, cocuklugumuzu satmasi icin para verdigimiz affan dede, senesinin dolmasina az kalan cevriye, minik kurt done, fikrilihilmi, irfan… Dunya kadar surrealist malzeme cikarilabilecek karakter yetistirdim. Andre Breton kardesim, buyur buradan yak piponu. Ben de gidip biraz daha corbaya sarayim. 

Bookmark and Share
— 11 ay önce